Bugun...


EBRU ELMASKESER

facebook-paylas
Bir musallalık saltanatım ezanla sala arası
Tarih: 25-04-2026 18:50:00 Güncelleme: 25-04-2026 23:03:00


Bir musallalık saltanatım
ezanla sala arası...

“Biliyorum, hiç beklemiyordun bu daveti. Birden geliverdi değil mi? Ansızın vurdu şakağına; saçaktan düşen
buzdan kılıçlar gibi. Şaşırdın. Huzurunun göbeğine irice bir taş savruldu; halka halka titremede gönlünün düştüğügöl şimdi. Neşesi kaçtı vaktin; sevinçlerini pervane ettiğin
mumlar titredi, bitti. Akrep ve yelkovanın ayakları dolandı; beklediğin “az sonra”lar havada asılı kaldı...
 “Daha dün konuşmuştuk ama…” diyorsun. “Ama nasıl olur!”lar çekip çekiştiriyor iki yakanı. “Hiç beklenmedik bir ölüm!” “vakitsiz” “erken!” “sürpriz!” 

Her nefis, ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksi-
niz. (Ankebut-57)
Bir daha geri gelmesi mümkün olmayan ve yok olan geçmişle ve henüz olmayan gelecekle uğraşmaktan şimdiyi hiç yaşayamayan insanın, şimdiyi yaşadığı tek anın ölüm anı olduğunu idrak ediyorum acıyla… O öyle bir an ki artık umut yok, hayal yok, gelecek planları yok, istekler yok,
ihtiyaçlar yok, aniden kopuş, özlem hasret… İtiraz ve isyanın bittiği andır ölüm ve tek bir nefesin kıymetinin anlaşıldığı sonsuz bir kabulleniş anı… 
Bilmem, belki de rüyadan bir uyanıştır ölüm… Yaşarken hiç bitmeyecek sandığımız rüyadan sonsuza uyanış, belki de azığı hazır olanın sabırsız huzurla kavuşması en sevgiliye...
“Rahmetli” sıfatıyla sevdiklerinden ayrılan, adı her yerden silinen, belki kalplerden de bir süre sonra unutulup Fatiha’sız kalacak, toprağın altında kalan bedenden sonra evine,
işine dönemeyecek, telefon rehberinden silinecek, sofradan tabağı, evden eşyaları, ayakkabısı çıkarılacak, bir musallalık saltanattan sonra ırak kalacak vazgeçemediklerinden…Amelleri dışında ne sevdikleri ne mal ne mülk ne kıyamadığı evlatları gidebilecek yanında ...

Aslinda öyle bir veda ki teşekkür edebilene ,görmesini bilene ....

Her insan bir gün ölmek üzere doğar. Kimileri çok küçük yaşta hayata veda ederken, kimileri genç, kimileri orta,kimileri de ileri yaşlarda bu dünyayı terk ederler. Kimsenin sahip olduğu malı mülkü, serveti, makamı, mevkisi, şöhreti, itibarı, kuvveti ve güzelliği; ölümü kendisinden uzaklaştıramaz. Herkes istisnasız ölüme boyun eğmiştir ve bundan
sonra da eğmeye devam edecektir.

Pek çok insan, ölümü düşünmek istemez. Bu da bir ibadettir , tefekkürdür !mutlak sonun kendi başına da geleceğini aklına getirmez, oysa ölümü düşünmek de hatırlamak da bir ibadet... Ya bu hatırlatmalar ona fayda verir ve birtakım konuları tekrar gözden geçirmesi, hayata ve olaylara bakış açısını yeniden
düzenlemesi gerektigini ciddi bir şekilde düşünmeye başlar ya da sözünü ettiğimiz savunma mekanizmaları devreye girer, kalbinin ve gözünün önündeki gaflet perdesi
günden güne daha da kalınlaşmaya başlar.

Ölmek için yaşıyoruz !

İnsan ne kadar direnirse dirensin, nereye sığınırsa sığınsın, nereye kaçarsa, aslında farkında olmadan her an kendi ölümüne doğru koşar. Önünde başka bir kapı, tercih veya çıkış yoluyoktur. Geri sayım sürekli devam eder. Ne yöne dönerse ölüm onu oradan karşılar. Allah’ın kanununda bir değişme olmaz. Kaderde belirlenmiş bir anda ve yerde ölüm onu yakalar. Bu öyle bir zaman ki ne bir dakika eksik ne bir dakika fazla… Nefes sayının bittiği o an geldiğinde, artık geri dönüşün yok…


Gerçekten çoğu insan, sık sık tevbe etmesine, öğüt alıp düşünmesine vesile olacak belalarla karşılaşır. Bunlar, yılda birkaç kez karşılaşılabilen büyük belalar ya da günlük küçük sıkıntılar olabilir. İnsan kaza, sakatlanma ve ölümle sonuçlanan birçok olaya tanık olur. İnsana düşen, bu tip olayların kendi başına da gelebileceğini, her an kendi imtihanının da sona erebileceğini hatırlamak, hemen Allah’a sığınıp, bütün samimiyeti ile bağışlanma dilemektir.
Müminlerin gördükleri olaylardan aldıkları ders ve ibret,kalıcı olur.
Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir.

Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Al-iImran Suresi, 185)
Dünya, ahiretin tarlasıdır, hasat mevsimine hazır olmalıyız öyleyse... Dünyadaki misafirliğini tamamlayıp imtihanlarını geçen, ahirete uğurladığımız tüm ölmüşlerimizi
saygıyla analım, Fatiha’sız, duasız bırakmayalım...
Ölüm, şu dünyada aradığımız özgürlüğün gerçek adı belki de kim bilebilir ki! Ve Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi:
“Birçok giden memnun ki yerinden
Çok seneler geçti
Dönen yok seferinden.”
Belki de Yakup Kadri’nin dediği gibi; “Ölüm, cismani hazların en büyüğü…”

Ya da Hz.Mevlana'nin 

“Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan. Ölüm günüm, düğün günümdür.” Hz. Mevlâna 

Sözü ile noktayı koyup tefekkür edebilmek nasip olan herkese 

 

 
Ebru Elmaskeser 

 



Bu yazı 512 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI