ASIL ÇÜRÜME, VİCDANLAR SUSTUĞUNDA BAŞLAR!
"...Çürüme, yalnızca kötülüğün işlenmesiyle değil; yanlışın örtülmesi, dürüstün yalnız bırakılması, itirazın suç sayılmasıyla kökleşir.
“Bizden” diye yanlışı örtmek, “Bana dokunmuyor” diye susmak, yarın hepimizi altında bırakacak çürük binaya tuğla koymaktır.
Utanması gerekenler hesap soruyor, hesap sorması gerekenler mahcup ediliyorsa, hakikatin itibarı çiğneniyor demektir.
Ahlak, kendimize ve başkasına ayrı ölçü kabul etmez. Makamlar değişir, taraflar değişir; hakkın ölçüsü değişmez. Başkasının kusuru, bizim hesabımızdan düşülmez. Kötülüğün yaygınlığı ona meşruiyet kazandırmaz.
Dostluk, yanlışı örtmekle değil, dostunu yanlışından döndürmekle anlam kazanır.
Çıkış yolu bellidir: Emaneti ehline vermek, hesabı açık tutmak, en yakınımızın yanlışına karşı durmak, hakkı söyleyeni yalnız bırakmamak.
Çocuklarımıza bırakacağımız miras, helal lokma ve başlarını eğdirmeyecek bir isimdir. Öğüdün inandırıcılığı, hayatımızdaki karşılığı kadardır.
Toplum, iyilerin sorumluluk üstlenmesiyle ayağa kalkar. Huzur, haksızlığı örten sessizlikle kurulamaz.
Vicdan sustuğunda kötülük cesaret bulur; hakikat sahipsiz kaldığında çürüme kapımızı çalar.
Rabbim bizleri hakkı gözeten, emanete sadık, kendi yanlışını görebilen kullarından eylesin. İstikametten ayırmasın..."