GEÇMİŞİNİ BİLMEYENLER GELECEKLERİNİ KURAMAZLAR
İnsanlık tarihine baktığımız zaman geçmişten geleceğe uzanan uzun bir yaşam mücadelesinin en güzel örneklerini görürüz. Milletler dili, tarihi, kültürü, sanatı ve edebiyatıyla yaşar. Değerlerini kaybeden toplumlar uzun süre ayakta kalamazlar.
Orta Anadolu'nun incisi, Seyyid Burhanedin, Kadı Burhaneddin, Zeynel Âbidîn, Mimar Sinan, Şeyh Hamîdi Veli (Somuncu Baba), Seyrânî, İncili Çavuş gibi şu an yazamadığım onlarca değerlerimizin yaşadığı, Makarrı Ulemâ diyarı, Dağlar Şahı Erciyes sahibi, güzel Kayserimizde yaşayan insanlar olarak, geçmişimizi bilmek, ona göre yaşamak ve gelecek nesillere aktarmak tarihi bir görevimizdir.
Sayfayı hazırlayan kardeşime ve sayfaya üye olan tüm kardeşlerime selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Bu sayfada yapılacak hayırlı ve güzel işler inşaAllah hayırlara vesile olur.
Çocukluğumuzdan itibaren yaşadıklarımızı, ana, bana dede, nine, dayı, hala ve teyzemizden duyduklarımızı bu güzel sayfada paylaşma imkanı sağlanmış. Bizlere geçmişten geleceğe bir köprü kurmanın kapısı aralanmıştır.
O zaman "Ya Allah Bismillah" diyerek aklıma ilk gelenleri yazmaya başlayayım. Daha sonra aklıma geldikçe yazmak nasip olur inşaAllah.
Çocukluğumda büyüklerimden dinlediğim yârenlikleri hiç unutamam. İnsan hayatına yön veren, büyük dersler çıkarılacak kıssadan hisseler öğretmenliğim ve yazarlık hayatım boyunca her zaman başvuru kaynağım olmuştur.
Mahallerimiz küçük, sokaklarımız dardı ama yürekler genişti. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi olmazsa olmazların başında gelirdi. Bırakın kendi ailemizden komşunun bir isteği emir sayılır derhal yapılırdı. Hiç unutmam komşularımız gaz, tuz almak için bizi gönderirler hiç ikiletmeden koşarak gider gelirdik. Karaimam Mahallesinden Sokubaşı'na, Çifteönü'ne, Gülük'e, Düvenönü'ne gittiğimi dün gibi hatırlıyorum.
O daracık sokaklarda oynadığımız met'i, çanak çömlek patladı, saklambacı, faytonlara gizlice binip yediğimiz kırbacın acısı günlerdir unutamadığımızı. Daha neler neler...
Akşam misafirliğine Sahabiye ve Hunat'ta oturan dayımlara Düveönü'nden faytonlara binerek gittiğimizi, Kanlıyurtta ki bağımıza at arabasıyla göçtüğümüzü, tozlu bağ yollarında kamyonlarla akşam eve dönen babalarımızı kuyubaşında beklediğimizi, sekide içilen kahvelerin zevkini, kışın karla doldurduğumuz kuyumuzdan aşırmayla çekerek içtiğimiz buz gibi suyu, Tokana'da yanan idareyi, evin önüne serilen yataklarımızda yıldızları seyrederek uyumayı, yolun her iki tarafında içimize misk gibi çektiğimiz iğde kokularını, bağdan şehire göçme zamanı bağların başaklamasını, alametlerin yakılması nasıl unuturum ki...
Değerli Dostlar... Sizlerde eski mahallede ve bağlarınızda yaşadıklarınızı veya dinlediklerini yazın bakalım. Belli mi olur. Belki bir kitap olacak kadar çok bilgi oluşur...
Selam ve dua ile...
Ali ÖZKANLI
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
