Dava Adamlığı: Makam Değil, Sorumluluktur
Dava adamı olmak, bir makam sahibi olmak değildir.
Bir teşkilatta görev almak, bir unvan taşımak ya da bir koltuğa oturmak insanı dava adamı yapmaz.
Dava adamlığı; karakter, liyakat, sadakat, tecrübe ve sorumluluk meselesidir.
Benim için dava adamlığı, yıllar içerisinde yaşayarak öğrendiğim çok önemli bir değerdir.
Çünkü dava insanı, sadece kendisi için değil; temsil ettiği değerler, teşkilatı, ülkesi ve milleti için sorumluluk taşır.
Ben de yıllar boyunca bu anlayışla çalıştım.
Sağlığımın el vermediği zamanlarda bile görevimin başında olmaya çalıştım. Ameliyatlar geçirdim, zor günler yaşadım, annemi kaybettim. Kızımın düğün telaşında bile telefonumu elimden bırakmadım.
Çünkü biliyordum ki görev, sadece çalışma saatleri içerisinde yapılan bir iş değildir.
Dava insanı gerektiğinde kendi hayatından fedakârlık edebilendir.
Fakat fedakârlık tek başına da yeterli değildir.
Teşkilatlara insan kazandırırken, sadece iyi niyetine veya yakınlığına bakmak büyük bir sorumluluktur.
Her insan iyi olabilir; ancak her insan teşkilat yönetemez.
Bir makama veya sorumluluğa getirilecek kişinin öncelikle vizyon sahibi olması, insan ilişkilerinin güçlü olması, halkı tanıması ve halkla iletişim kurabilmesi gerekir.
Teşkilat kültürünü bilmelidir.
Ekip çalışmasına yatkın olmalıdır.
Farklı düşünceleri dinleyebilmeli, sorunları kişiselleştirmeden masaya yatırabilmeli ve çözüm üretebilmelidir.
Hiyerarşiyi bilmeli, görev ve sorumluluk sınırlarına saygı göstermelidir.
Kendisinden önce emek verenleri yok saymak yerine onların tecrübesinden faydalanmayı bilmelidir.
Çünkü teşkilatlar kişisel hırsların değil, ortak bir idealin etrafında birleşen insanların oluşturduğu yapılardır.
Bir görevi teslim ettiğiniz insan, sadece kendisini temsil etmez.
Onun davranışları; teşkilatın, davanın ve temsil ettiği milletin algısını da etkiler.
Bu nedenle makama insan seçerken sadece “Bu işi yapabilir mi?” diye değil;
“Bu sorumluluğu taşıyabilir mi?”
diye sormak gerekir.
Ahlaklı mı?
Güvenilir mi?
Vefalı mı?
Kriz anında soğukkanlı kalabilir mi?
İnsanları bir araya getirebilir mi?
Kendisinden farklı düşünen insanlarla çalışabilir mi?
Eleştiriye açık mı?
Ekip ruhuna sahip mi?
Vatan ve millet sevgisi samimi mi?
Temsil ettiği değerlere kendi hayatında da bağlı mı?
Bunlar bir dava insanında aranması gereken temel özelliklerdir.
Çünkü teşkilatlarda makam dağıtmak kolaydır.
Asıl mesele doğru insanı doğru makama getirebilmektir.
Sokaktan bir insanı alıp bir göreve getirmekle, sadece bir koltuğu doldurmuş olursunuz.
Ama o göreve liyakatli, tecrübeli, ahlaklı, vizyon sahibi ve teşkilat kültürünü bilen bir insanı getirdiğinizde, geleceği inşa edersiniz.
Ben yıllar içinde şunu öğrendim:
Bir teşkilatın gücü, sahip olduğu makamların sayısıyla değil; o makamları taşıyan insanların kalitesiyle ölçülür.
Dava adamı, kendisinden önce yapılanları yok saymaz.
Çünkü bilir ki bugün bulunduğu yere birilerinin emeğiyle gelmiştir.
Dava adamı, kendisinden sonra gelecek olanlara da yol açar.
Çünkü bilir ki mesele kendisi değildir.
Mesele davanın devamlılığıdır.
Benim için gerçek dava adamlığı budur.
Görev verildiğinde çalışmak…
Görev sona erdiğinde ise kırgınlıkların, kişisel hesapların ve makam beklentisinin peşine düşmeden yine aynı değerlere bağlı kalabilmek.
Çünkü makamlar geçicidir.
İnsanlar değişir.
Görevler el değiştirir.
Ama iyi yetişmiş insanların bıraktığı iz, yıllarca yaşamaya devam eder.
Ben bugün geçmişe baktığımda, yaptığım her fedakârlığın bir makam için olmadığını biliyorum.
Benim için önemli olan; ülkeme, milletime ve temsil ettiğim değerlere layıkıyla hizmet edebilmekti.
Bu nedenle dava adamlığına tek bir cümleyle bakıyorum:
Dava adamı olmak, davanın en önünde görünmek değil; gerektiğinde görünmeden de davanın yükünü taşıyabilmektir.
Ve belki de en önemlisi:
Makam insanı büyütmez.
İnsanın karakteri, makama değer katar.
Bu yüzden teşkilatların geleceğini emanet edeceğimiz insanları seçerken, makamı değil insanı; yakınlığı değil liyakati; görüntüyü değil karakteri; günü değil geleceği düşünmeliyiz.
Çünkü bir teşkilatın geleceği, bugün hangi insanlara sorumluluk verdiğimizle şekillenir.
Dava adamlığı da tam olarak burada başlar.
Fikriye Ayrancı Keper
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
